Zeynep Kırker Medikal Estetik Polikliniği Telefon

YARA İZİ VE ÇATLAK TEDAVİSİ

YARA TEDAVİLERİ

Cilt nedir?

Yara Tedavileri

Cilt insan vücudunu kaplayan en geniş organ olup organizmanın çevreye karşı dış duvarıdır; dolayısıyla bazı fonksiyonları yerine getirmekle yükümlüdür.

Mekanik, kimyasal ve biyolojik etkilere karşı koruma sağlar. Su dengesini ve vücut sıcaklığını düzenler. Dokunma, basınç, sıcaklık ve acı gibi duyuları ileten bir duyu organıdır. Kızardıklarında veya sarardıklarında açık tenli kimselerin cildinde duyguları gözükür. Cilt aynı zamanda bağışıklık süreçleriyle de ilgilidir ve metabolik fonksiyonlara ( D2 vitamini ve kolesterol sentezi ) sahiptir.

Yara ve Yara İyileşmesi nedir?

Yara, normal fonksiyonlarını kesintiye uğratacak tarzda bir dokunun yaralanması veya tahrip olmasıdır. Organizmanın doğal tepkisi yaraları mümkün olduğunca kısa sürede kapatmak ve yapıların normal sürekliliğini geri getirmektir. Bu süreç Yara İyileşmesi olarak adlandırılır. Yara İyileşmesi tüm dokularda aynı biyolojik ve biyokimyasal prensipleri takip eder.

Birincil Yara İyileşmesi nedir?

Birincil Yara İyileşmesi yara iyileşmesinin optimum çeşididir. Birincil Yara İyileşmesi’nin meydana gelebilmesi için yaranın kenarları düzgün ve aynı hizada bulunmalı, yara temiz ve iyi pansuman yapılmış olmalıdır. Birincil Yara İyileşmesi, hissedilir hiçbir yangı olmadan yaranın 4 - 6 günde süratli ve karmaşıklaşmamış kapanmasıyla sonuçlanır. Çok az kabuk bağlama meydana gelir ve yapı ile fonksiyon büyük oranda eski haline döner.

- Optimum iyileşme,

- Dört ile altı günde iyileşme,

- Karmaşıklaşma yok,

- Kabuk bağlama çok az veya hiç yok ve fonksiyon kaybı hiç yok,

İkincil Yara İyileşmesi nedir?

Doku kaybı, hizası bozuk yara kenarları, enfeksiyon veya kan beslemesinde yetersizlik varsa İkincil Yara İyileşmesi meydana gelir. İkincil Yara İyileşmesi bir haftadan uzun süren ve genellikle 2 - 3 haftayı geçmeyen gecikmeli bir iyileşme süreciyle tanınır.

İkincil Yara İyileşmesi değişmez olarak fonksiyon görmeyen büyük bir kabuğun teşekkülüyle sonuçlanır.

- Karmaşıklaşma dolayısıyla geç iyileşme,

- Kayda değer kabuk bağlama,

- İki ilâ üç haftada iyileşme,

Yaralar hangi tedavi türleriyle iyileştirilir?

- Enzim Tedavisi

- Antibiyotik tedavi

- Antiseptik tedavi

- Fizik ve cerrahi tedavi

Enzim Tedavisi uygulanmasının sebepleri nelerdir?

- Yara temizliğinin takviyesi,

- Granülasyon ve epitelleşmenin hızlandırılması,

- Kollajenin fonksiyonu ve yapısı,

Enzim Tedavisi nasıl fayda sağlar?

Yara temizleme geç iyileşen yara yönetiminde yaygın olarak uygulanır. Bazı enzimsel, mikrop kırıcı, fiziki ve cerrahi temizleme teknikleri kullanılabilir. Bir yara temizlenirken hijyenik çalışma şartlarının muhafazası, pansuman karışıklıklarının önlenmesi ve yaranın kurumasının durdurulması önemlidir.

Enzim preperatları yara temizliğinin temel dayanaklarından biridir. Enzimler, exudatif fazda nekrotik malzemeyi ve kabuğu seçici olarak parçalayarak fizyolojik yara temizliğine takviyede bulunurlar. Bu da yeni dokunun ( granülasyon ve epitelleşme ) üretilmesini hızlandırır. Enzimle temizlemenin önemli avantajlarından biri sağlıklı doku el değmeden kalırken nekrotik dokunun ayrılmasıdır.

Doğal kollajen en önemli insan bağ dokusu proteinidir ve öyle olunca cildin önemli bir yapısal elemanıdır. İnsan kollajeni, doku tipine göre farklı biçimde düzenlenmiş paralel tropokollajen moleküllerden ibaret örgüye benzer fibrillerden meydana gelir.

Kollajenin temel bileşeni olan tropokollajen helixel olarak birbirlerine sarılmış polipeptit zincirlerinin üçlü helixinden yapılmıştır.

Her polipeptit esas olarak amino asitler, glisin, hidroksiprolin ve prolinden meydana gelir. Bu bileşenler glisinle başlayan üçlü spiral oluşturur.

Kollajenaz kollajeni parçalayabilen tek enzimdir. Yara İyileşmesi’nin exudatif safhasında, yer değiştiren fibroblastlar, keratinositler, makrofajlar ve granülositler tarafından yaranın içine endojen kollajenazlar salınır. Kollajenaz kollajen liflerini daha sonra proteazlar tarafından daha da parçalanabilen dörtte bir ve dörtte üçlük parçalara ayırır. Böylece ortaya çıkan çok küçük kollajen parçalanma ürünleri granülosit ve makrofajların yer değiştirmesi için kemotatik çekici olarak hareket ederler. Granülosit ve makrofajlar nekrotik malzemeyi fagositoza tâbi tutarak yara temizleme sürecine devam ederler. Makrofajlar aynı zamanda granülasyonu hızlandıran ( proliferatif faz ) kollajenazlar ve biyolojik bakımdan aktif maddeler de salgılar. Yeni granülasyon dokusu teşkil edildiğinde, yeni dokuda fazla hücre çoğalmasını önlemek için, kollajen aktifliği azaltılır. Geç iyileşen yaralarda, bir endojen kollajenaz eksikliği vardır. Bu da, kollajen lifleriyle yaranın tabanına bağlanan nekrotik dokunun yeterince parçalanamaması demektir.

Endojen kollajenaz aktifliğini arttırıp iyileşmeyi hızlandırdığından, yaraları geç iyileşen hastalarda bakteriyel kollajenaz preperatlarının kullanılması özellikle tavsiye edilmektedir.

 Antibiyotik Tedavi uygulanmasının sebepleri nelerdir?

- Enfeksiyona dair klinik belirtiler varsa,

- Milimetreküp başına 105'ten çok koloni teşkil eden birim kültürü gelişmişse,

Antibiyotik Tedavi nasıl etki sağlar?

Geç iyileşen bütün yaralara bakteriler koloni kurar. Ancak, bu tedavi gerektiren bir enfeksiyonun varlığını göstermez. Bu nedenle, antibiyotikler ancak milimetreküp başına 105'ten çok koloni teşkil eden birim kültürü gelişmişse ve bitişik dokunun süzmesi nedeniyle kızarıklık ve acı, yaradan su ve püy sızıntısı veya ateş gibi sistemsel belirtiler varsa kullanılmalıdır.

Yara enfeksiyonuna neden olan en yaygın patojenlerden bazıları Escherichia Coli, Pseudomonas Aeruginosa ve Streptococ'dur.

Antiseptik Tedavi uygulanmasının sebepleri nelerdir?

- Lokal antibiyotiklerin yerine,

- Fizik tedavi/cerrahi,

Antiseptik Tedavi nasıl etki sağlar?

Antibiyotikler sistemik veya lokal olarak kullanılabilir. Antibiyotiklerin lokal kullanımı bazı nedenlerden dolayı problemlere yol açabilir. Onların kullanılması patojenlerin daha dirençli olmasına yol açabilir veya dokunma alerjilerini ortaya çıkarabilir. Buna ek olarak, Yara İyileşmesi sürecine zarar vermeden yeterli ilaç seviyelerinin elde edilmesi zordur. Lokal tedavinin bir avantajıysa, ilacın kan dolaşımı içine asgari emilmesi nedeniyle neredeyse sistemik yan etkisinin bulunmayışıdır.

Hassasiyet riski yüzünden, lokal tedavi için antibiyotikler yerine antiseptikler kullanılabilir.

Bununla birlikte, antiseptik kullanılırken etki yelpazelerinin sınırlı olduğu, hassasiyete yol açabildikleri antibiyotiklerden az olsa bile uygulandıklarında acıya yol açabilecekleri ve Yara İyileşmesi sürecine büyük zarar verebileceklerinin unutulmaması önemlidir.

Fizik ve Cerrahi Tedavi uygulanmasının sebepleri nelerdir?

- Yara temizleme,

- Nekrotik malzemenin daha etkin biçimde çıkarılması,

Fizik ve Cerrahi Tedavi nasıl etki sağlar?

Nekrotik dokunun ayrılıp yaranın temizlenmesini sağlamak için fiziksel tedbirlere başvurulabilir. Bu tedbirlerden bir tanesi, ıslak sargı uygulamasıdır. Kullanılacak en iyi çözüm, yaradaki elektrolit dengesini altüst etmediğinden Yara İyileşmesi sürecine zarar vermeyen Ringerle yıkanmasıdır. Koloni teşkil eden birimlerin sayısını azaltmak üzere denenip test edilen tedbirler arasında H2O2 ile yıkama ve UV-C ışığıyla ışınıma maruz bırakma bulunmaktadır.

Cerrahi temizleme geç iyileşen yaralar halinde bir başka alternatiftir. Cerrahi yoldan, yabancı cisim dokusu, nekrozlar, kabuk ve kötü pansuman yapılmış doku etkin biçimde çıkarılıp yaranın kenarları kolayca temizlenebilir. Enfeksiyona uğrayan bölgeler kesilip çıkarılabilir ve salgıların uzaklaştırılması için çıkışlar bırakılabilir. Bununla birlikte cerrahiyle, taze granülasyon dokusunu zedeleme riskinden bahsetmesek bile, yüksek enfeksiyon, kanama ve acı riskiyle ilişkilidir. Bu nedenle, cerrahi temizleme ancak doğru eğitim verilmiş personel tarafından yapılmalıdır.

Yara türleri nelerdir?

- Şeker hastalarında oluşan yaralar,

- Yatak yaraları ( bası yaraları, dekübit ülserleri ),

- Varis yaraları,

- Arteriyel damar hastalıklarına bağlı yaralar,

- Radyasyon yaraları,

         Sık sık tekrarlayan veya iyileşmeyen yaralar çoğunlukla şeker hastalıklarında çıkmaktadır. Uzun süre yatakta ve tekerlekli sandalye de kalan hastaların basınç nedeniyle oluşan yaralar; varisten kaynaklı oluşan yaralar; arteriyel damar hastalıklarına bağlı yaralar; radyasyon yaralarının tedavileri yapılabilmektedir. Her biri farklı uygulanan tedavilerin süreçleri de değişiklik göstermektedir.

Şeker Hastalarında Oluşan Yaraların oluşum sebepleri nelerdir?

           Şeker hastalığı yıllar geçtikçe hastalarda damar ve sinir dokularına hasar vermekte ve buna bağlı olarak özellikle ayakta olmak üzere yaralar çıkmaktadır. Ayaktaki küçük travmalar sinir dokuları hasarlı olduğundan hasta tarafından fark edilmez ve kolaylıkla yara açılır. Damar yapısı da bozuk olan şeker hastalarında yaralı bölgede kan dolaşımı yetersizdir. Yara hızla büyür ve enfekte olur. Yara açılması şeker hastalığının kontrolünü zorlaştırmakta ve bu da dönüşümlü olarak yaranın iyileşmesini daha da imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle şeker hastalarında ayakta yara varsa, kan şekeri seviyesi kontrol altına alınmalı, enfeksiyon varsa antibiyotik tedavisi verilmeli, nekrotik dokular sağlıklı dokulardan uzaklaştırılmalıdır. Ayrıca yaralı ayak kalp seviyesinden yukarıda tutulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; şeker hastalarında ayak yarasının tedavisi bazen aylar alan uzun bir tedavi sürecini gerektirir, sabırlı olunmalıdır. Bazı hastalarda uzun uğraşlar sonucu bile olumsuz gelişmeler olup, ayağın kesilmesine kadar giden klinik tablolar yaşanabilir.

Yatak Yaraları ( bası yaraları, dekübit ülserleri )’nın oluşum sebepleri nelerdir?

            Uzun süre yatağa ya da tekerlekli sandalyeye bağlı kalan hastalarda yatak ya da sandalyeyle temas yerlerinde oluşan basınç nedeniyle kızarıklıkla başlayan ve dikkat edilmezse büyüyen yaralar açılmaktadır. Bu yaralar birkaç adla anılsa da günümüzde en sık kullanılan terim Bası Yarası’dır. Özellikle basınç oluşturan unsurların ortadan kaldırılması tedavi ve önlemede önemli rol oynamaktadır. Bu amaçla bu hastaların yatış ve oturma pozisyonları sık sık değiştirilmeli, basınca maruz kalan yerleri kuru ve temiz tutulmalı ve havalı yatak kullanılmalıdır. Böylece yaranın ilerlemesi durdurularak, tedavisine başlanabilir ve ameliyata hazırlanır. Cerrahi tedavide yaranın derinliği ve büyüklüğüne göre değişik teknikler uygulanarak bası yarası kapatılabilir. Önlemler ameliyat sonrasında hem iyileşme hem de yaranın tekrarlamaması için şarttır.

 Varis Yaraları’nın oluşum sebepleri nelerdir?

            Varis ilerledikçe kan dolaşımının dönüşünü engelleyen problemlere yol açmaktadır. Bu da özellikle bacaklarda dokuların yeterli oksijen alımını bozmakta ve ayak bileğinin yanlarında yüzeysel yara açılmasına neden olmaktadır. Bacağın kalp hizasından yukarı kaldırılması, dolaşımı bozan unsurların mümkün olduğu kadar düzeltilmesi, yaraya uygun pansuman yapılması, lüzumu halinde cerrahi müdahale yapılması ve Varis Yaraları’nın tedavisi sağlanmalıdır.

 Arteriyel Damar Hastalıklarına Bağlı Yaraların oluşum sebepleri nelerdir?

             Arterler vücuttaki temiz kanı ihtiyacı olan dokulara taşıyan damarlardır. Burger veya Arteroskleroz gibi hastalıklar bu damarları tıkamaktadır, hele bir de hasta sigara içicisi ise hastalığın seyri daha hızlı olmaktadır. Bu hastalarda bacak zaman zaman soğuk ve ağrılı olabilmektedir. Bu hastalarda açılan bacak yaraları genellikle derin yaralardır. İlerleyen yaralarda ayak parmakları, ayakların kesilmesine kadar giden tablolar ortaya çıkmaktadır. Önlemler bu hastalarda en önemli tedavidir. Yaraların iyileşmesi uzun süreler almaktadır.

 Radyasyon Yaraları’nın oluşum sebepleri nelerdir?

             Çoğunlukla kanser gibi hastalıklar nedeniyle ışın tedavisi ( radyoterapi ) gören hastalarda ortaya çıkmaktadır. Seyrek olarak da radyasyon kazalarında görülür. İyileşmesi oldukça zordur. Radyasyon maruz kalan bölgedeki damarlar da zarar gördüğünden yaraya kan dolaşımı hemen hemen imkansız hale gelmektedir.

Yara İyileştirme yöntemlerinde lazer hangi amaçla kullanılmaktadır?

Düşük enerjili lazerler çeşitli yaralarda iyileşmeyi hızlandırmak ve kronik ağrılı birtakım hastalıklarda ağrıyı hafifletmek amacı ile kullanılmaktadır.

 Yumuşak Lazer Tedavisi’nin başarıyla uygulandığı durumlar nelerdir?

- Bası yaraları,

- Damar yetmezliğine bağlı olan yaralanmalar,

- Romatizmal ağrılar,

- Romatoid artrit,

- Kıkırdak iyileşmesi,

- Raynaud fenomeni,

Düşük enerjili lazerlerin yara iyileşmesi üzerindeki etkileri nelerdir?

 Yapılan deneysel çalışmalarda düşük enerjili lazerlerin, yara iyileşmesinde çok önemli rolü olan fibroblastların çoğalmasını sağladıkları, doku kan akımı ve kollajen liflerin miktarında artışa yol açtığı tespit edilmiştir. Ayrıca yara kontraksiyonu ( yaranın kasılarak boyutlarında küçülme meydana gelmesi ) sağladığı da bilinmektedir.

Yumuşak Lazer Tedavisi, bilinen cerrahi veya diğer yöntemler kadar etkili veya onlara alternatif olmamakla birlikte, ek bir tedavi olarak yara iyileşmesi üzerinde son derece olumlu etkiler sağlar.

Damar Yetmezliğine Bağlı Yaralarda ( venöz ülserler ) Lazer Tedavisi nasıl etki sağlar?

 Özellikle cerrahi seçeneklerinin ve diğer yöntemlerin yetersiz ve başarısız kaldığı Venöz Yaralarda  düşük enerjili lazerler ile yüz güldürücü iyileşmeler sağlanabilmektedir. Bu tedaviye PRP de kombine edilebilmektedir.

Bası Yaraları’nda ( dekübitus ülserlerinde ) Lazer Tedavisi nasıl etki sağlar?

Cerrahi açıdan genellikle ameliyat edilmesi yüksek riskli olan bası yaralı hastalarda düşük enerjili lazerler, doku kanlanmasını arttırıcı ve yara iyileşmesi üzerindeki faydalı etkileri ile kullanılabilmektedir.

Bunlardan başka Romatizmal ağrılar, Raynoud fenomeni ve Kıkırdak iyileşmesi üzerinde faydalı etkileri bildirilmiş olup yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılabilmektedir.   

Zeynep Kırker Medikal Estetik Polikliniği
Yasal Uyarı
Sitemizde mevcut yazılar ve resimler, konular ön bilgilendirmeden ibarettir. Bu web sitesinde bulunan yazıların tümü sadece ön bilgilendirme amaçlıdır. Sitemizde, özel polikliniğimizde yapılan işlemlerle ile ilgili önbilgiler verilmekte ve yayınlanmaktadır. Sitemiz ön bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup sağlık hizmeti vermemektedir. Sitemiz bilgiler hiçbir şekilde hastalıkların tanı ve tedavilerinde kullanılmamalıdır. Site içeriğinin, tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm sorumluluk ve sonuçları ziyaretçiye aittir. Daha detaylı ve size özel bilgi almak için doktorumuzdan randevu almanız gerekmektedir. Site içeriği ile ilgili uygulamalardan doktorumuzdan randevu almadan ve doktorumuza muayene olmadan doğacak zararlar nedeniyle Dr. Zeynep KIRKER sorumlu tutulamaz. Sitemiz ziyaret eden kişiler ve uygulayıcılar bu yasal uyarıyı kabul etmiş sayılır.